Diyalog
- Karşı tarafGood evening. Is everything all right with your meal?İyi akşamlar. Yemeğinizde bir sorun var mı?
- SenActually, this is not what I ordered.Aslında bu benim sipariş ettiğim değil.
- Karşı tarafI am very sorry. What did you order?Çok özür dilerim. Ne sipariş etmiştiniz?
- SenI asked for the chicken, not the fish.Balık değil, tavuk istemiştim.
- Karşı tarafYou are right, that was our mistake.Haklısınız, bu bizim hatamız.
- SenCould you bring the correct dish, please?Doğru yemeği getirebilir misiniz, lütfen?
- Karşı tarafOf course. It will take about ten minutes.Tabii. Yaklaşık on dakika sürer.
- SenThat is a bit long for me.Bu benim için biraz uzun.
- Karşı tarafI understand. Would you like something while you wait?Anlıyorum. Beklerken bir şey ister misiniz?
- SenA small salad would be nice, thanks.Küçük bir salata iyi olur, teşekkürler.
- Karşı tarafCertainly. I will bring it right away.Elbette. Hemen getiriyorum.
- SenAlso, my friend had a cold soup.Ayrıca arkadaşımın çorbası soğuktu.
- Karşı tarafI am sorry to hear that as well.Bunu da duyduğuma üzüldüm.
- SenWe did not want to complain twice.İki kez şikâyet etmek istemedik.
- Karşı tarafYou were right to tell us. I will speak to the kitchen.Söylemekle iyi ettiniz. Mutfakla konuşacağım.
- SenThank you. Could we see the bill?Teşekkürler. Hesabı görebilir miyiz?
- Karşı tarafHere you are. I removed the fish from it.Buyurun. Balığı hesaptan çıkardım.
- SenThere is still a charge for the soup.Çorba hâlâ hesapta duruyor.
- Karşı tarafLet me check. Yes, you are right again.Bir bakayım. Evet, yine haklısınız.
- SenCould you take that off as well?Onu da çıkarabilir misiniz?
- Karşı tarafDone. And here is a free dessert for you.Çıkardım. Bir de ikram tatlımız var.
- SenThat is very kind. Thank you!Çok naziksiniz. Teşekkürler!
Bu diyalogda kuracağın cümleler
Uygulamada bu cümleleri kelimeleri doğru sıraya dizerek kendin kuruyorsun.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| Actually, this is not what I ordered. | Aslında bu benim sipariş ettiğim değil. |
| I asked for the chicken, not the fish. | Balık değil, tavuk istemiştim. |
| Could you bring the correct dish, please? | Doğru yemeği getirebilir misiniz, lütfen? |
| That is a bit long for me. | Bu benim için biraz uzun. |
| A small salad would be nice, thanks. | Küçük bir salata iyi olur, teşekkürler. |
| Also, my friend had a cold soup. | Ayrıca arkadaşımın çorbası soğuktu. |
| We did not want to complain twice. | İki kez şikâyet etmek istemedik. |
| Thank you. Could we see the bill? | Teşekkürler. Hesabı görebilir miyiz? |
| There is still a charge for the soup. | Çorba hâlâ hesapta duruyor. |
| Could you take that off as well? | Onu da çıkarabilir misiniz? |
| That is very kind. Thank you! | Çok naziksiniz. Teşekkürler! |