Diyalog
- Karşı tarafYou have been very quiet today. Everything okay?Bugün çok sessizsin. Her şey yolunda mı?
- SenNot really. Can we talk for a minute?Pek değil. Bir dakika konuşabilir miyiz?
- Karşı tarafOf course. What is on your mind?Tabii. Aklında ne var?
- SenSomething in the meeting upset me.Toplantıdaki bir şey beni üzdü.
- Karşı tarafI am sorry. What exactly happened?Üzgünüm. Tam olarak ne oldu?
- SenYou changed my part without telling me.Benim bölümümü bana söylemeden değiştirdin.
- Karşı tarafI thought we agreed on that last week.Geçen hafta anlaştık sanmıştım.
- SenWe talked about it, but never decided.Konuştuk ama karar vermedik.
- Karşı tarafYou are right, I moved too fast.Haklısın, çok hızlı davrandım.
- SenIt made me look unprepared in the meeting.Toplantıda hazırlıksız görünmeme sebep oldu.
- Karşı tarafThat was not my intention at all.Hiç öyle bir niyetim yoktu.
- SenI believe you, but it still hurt.Sana inanıyorum ama yine de kırıldım.
- Karşı tarafWhat would you like me to do?Ne yapmamı istersin?
- SenJust tell me before you change something.Bir şeyi değiştirmeden önce bana söyle yeter.
- Karşı tarafThat is fair. I will do that.Bu adil. Öyle yapacağım.
- SenAnd maybe say something to the team.Bir de ekibe bir şey söylesen.
- Karşı tarafYes, I will explain it tomorrow morning.Evet, yarın sabah açıklarım.
- SenThank you, that would help a lot.Teşekkürler, bu çok yardımcı olur.
- Karşı tarafI am glad you told me directly.Doğrudan söylediğine sevindim.
- SenIt was not easy to say.Söylemesi kolay değildi.
- Karşı tarafI know, and I appreciate it.Biliyorum, kıymetini bilirim.
- SenThanks for listening. See you tomorrow!Dinlediğin için sağ ol. Yarın görüşürüz!
Bu diyalogda kuracağın cümleler
Uygulamada bu cümleleri kelimeleri doğru sıraya dizerek kendin kuruyorsun.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| Not really. Can we talk for a minute? | Pek değil. Bir dakika konuşabilir miyiz? |
| Something in the meeting upset me. | Toplantıdaki bir şey beni üzdü. |
| You changed my part without telling me. | Benim bölümümü bana söylemeden değiştirdin. |
| We talked about it, but never decided. | Konuştuk ama karar vermedik. |
| It made me look unprepared in the meeting. | Toplantıda hazırlıksız görünmeme sebep oldu. |
| I believe you, but it still hurt. | Sana inanıyorum ama yine de kırıldım. |
| Just tell me before you change something. | Bir şeyi değiştirmeden önce bana söyle yeter. |
| And maybe say something to the team. | Bir de ekibe bir şey söylesen. |
| Thank you, that would help a lot. | Teşekkürler, bu çok yardımcı olur. |
| It was not easy to say. | Söylemesi kolay değildi. |
| Thanks for listening. See you tomorrow! | Dinlediğin için sağ ol. Yarın görüşürüz! |