İş ilanında "B2 İngilizce" yazıyor, kurs "A2 sınıfı" diyor, sen de "Benim İngilizcem hangi seviyede?" diye düşünüyorsun. Bu harfler aslında çok somut bir şeyi anlatır: o dille neyi yapabildiğini. Bu yazıda A1'den C2'ye her seviyeyi günlük hayattan örneklerle anlatıyoruz; sonunda kendi seviyeni nasıl anlayacağını da bulacaksın.
A1, B2, C1 nereden geliyor?
Bu seviyeler Avrupa Konseyi'nin hazırladığı Diller için Avrupa Ortak Başvuru Çerçevesi'nden (kısaca CEFR) geliyor. Çerçeve dili altı seviyeye ayırır ve üç gruba toplar:
- Temel kullanıcı: A1 ve A2
- Bağımsız kullanıcı: B1 ve B2
- Yetkin kullanıcı: C1 ve C2
CEFR'ın güzel yanı, seviyeleri "kaç kelime biliyorsun" ya da "hangi gramer konusunu bitirdin" diye değil, "bununla ne yapabilirsin" diye tanımlamasıdır. Aşağıdaki her başlıkta önce Avrupa Konseyi'nin genel tanımını sadeleştirdik, sonra bunun otelde, restoranda ya da telefonda neye karşılık geldiğini örnekledik.
Temel kullanıcı: A1 ve A2
A1: İlk adımlar
Avrupa Konseyi'ne göre A1'deki kişi gündelik, tanıdık ifadeleri ve çok basit kalıpları anlayıp kullanabilir. Kendini tanıtabilir; nerede oturduğu, kimleri tanıdığı gibi kişisel sorular sorup cevaplayabilir. Ama konuşma ancak karşındaki yavaş ve net konuştuğunda ve sana yardım etmeye hazır olduğunda yürür.
Günlük hayatta bu şöyle görünür: Otel resepsiyonunda adını söyler, anahtarı istersin. Kafede parmağınla gösterip tek kelimeyle sipariş verirsin.
Hi, I have a reservation. My name is Deniz.
Merhaba, rezervasyonum var. Adım Deniz.
One coffee, please.
Bir kahve, lütfen.
Bu seviyede en çok işine yarayan konular be fiili (am, is, are) ve kendini tanıtma kalıpları.
A2: Rutin işleri halledebilmek
A2'de alışveriş, aile, yaşadığın yer ve iş gibi en yakın konulardaki cümleleri ve sık kullanılan ifadeleri anlarsın. Tanıdık, rutin işlerde basit ve doğrudan bilgi alışverişi yapabilirsin. Kendi geçmişini ve çevreni basit cümlelerle anlatabilirsin.
Restoranda menüden kendin sipariş verirsin, otelde kahvaltı saatini sorarsın, markette bir ürünün yerini öğrenirsin. Konuşma tahmin edilebilir bir yoldan gittiği sürece rahatsındır.
Could I have the chicken salad and a glass of water?
Tavuk salatası ve bir bardak su alabilir miyim?
What time is breakfast?
Kahvaltı saat kaçta?
Bu seviyede restoranda sipariş ve otelde giriş diyaloglarını kendi başına yürütebiliyorsan A2'ye ulaşmışsın demektir.
Bağımsız kullanıcı: B1 ve B2
B1: Yolculukta kendi başına
B1, çoğu yetişkinin "günlük hayatta idare ediyorum" dediği seviyedir. Avrupa Konseyi'nin tanımında açıkça şu var: Bu seviyedeki kişi, dilin konuşulduğu bir yerde yolculuk sırasında karşılaşabileceği durumların çoğuyla başa çıkabilir. İş, okul, boş zaman gibi tanıdık konulardaki net ve standart konuşmanın ana fikrini anlar. Deneyimlerini, planlarını anlatır ve fikrinin nedenini kısaca açıklar.
Senaryo artık bozulduğunda da ayaktasın: Odanda klima çalışmıyorsa resepsiyonu arayıp sorunu anlatırsın, uçuşun iptal olursa yeni bir uçuş istersin.
The air conditioning in my room isn't working. Could you send someone?
Odamdaki klima çalışmıyor. Birini gönderebilir misiniz?
My flight was cancelled. Is there another one tonight?
Uçuşum iptal edildi. Bu akşam başka uçuş var mı?
Bu tür anları odada sorun bildirme ve uçuş iptali diyaloglarıyla çalışabilirsin. Dilbilgisi tarafında B1'e geçişte present perfect büyük fark yaratır.
B2: Akıcı ve rahat sohbet
B2'de hem somut hem soyut konulardaki karmaşık metinlerin ana fikirlerini, kendi alanındaki teknik tartışmalar dahil, anlarsın. Anadili İngilizce olan biriyle iki taraf da zorlanmadan düzenli konuşabilecek akıcılığa sahipsin. Güncel bir konuda görüşünü, seçeneklerin artısını ve eksisini sayarak anlatabilirsin.
Telefonda faturadaki bir hatayı tartışır, iş toplantısında fikrini savunursun. Karşındaki senin için yavaşlamak zorunda kalmaz.
I think the second option makes more sense, because it's cheaper in the long run.
Bence ikinci seçenek daha mantıklı, çünkü uzun vadede daha ucuz.
I've checked the bill twice, and I was charged for a room service I never ordered.
Faturayı iki kez kontrol ettim, hiç sipariş etmediğim bir oda servisi için ücret alınmış.
Yetkin kullanıcı: C1 ve C2
C1: Kelime aramadan konuşmak
C1'de uzun ve zor metinleri anlarsın, satır arasındaki anlamı yakalarsın. İfade aramadan, akıcı ve doğal konuşursun. Dili sosyal, akademik ve iş hayatında esnek ve etkili kullanırsın.
To be honest, I'd rather we postponed the launch than rushed it.
Açıkçası, lansmanı aceleye getirmektense ertelemeyi tercih ederim.
C2: Neredeyse her şeyi kolayca anlamak
C2, duyduğun ya da okuduğun neredeyse her şeyi kolayca anlayabildiğin seviyedir. Farklı kaynaklardaki bilgileri özetler, en karmaşık durumlarda bile ince anlam farklarını gösterebilirsin.
It's not that I disagree, it's just that the timing feels a bit off.
Katılmıyor değilim, sadece zamanlama biraz yanlış gibi geliyor.
Bir seviyeden ötekine geçmek ne kadar sürer?
Cambridge English, rehberli çalışma saati için bir yol gösterici tablo yayımlıyor. Tabloya göre bir CEFR seviyesinden bir sonrakine geçmek yaklaşık 200 rehberli çalışma saati sürüyor. Sıfırdan başlayan biri için yaklaşık toplam saatler şöyle:
- A1: 90–100 saat
- A2: 180–200 saat
- B1: 350–400 saat
- B2: 500–600 saat
- C1: 700–800 saat
- C2: 1.000–1.200 saat
Bu sayılar toplamdır, yani "A1'den başlayarak o seviyeye ulaşmak" için gereken süreyi gösterir. Cambridge bunların yalnız bir rehber olduğunu, süreyi geçmiş dil deneyiminin, çalışma yoğunluğunun, yaşın ve ders dışında dile ne kadar maruz kaldığının değiştirdiğini ayrıca belirtiyor. Yani her gün az ama düzenli çalışmak ve ders dışında da İngilizce duymak bu süreyi senin lehine çevirir.
Kendi seviyeni nasıl anlarsın?
En kolay yol, yukarıdaki tanımları dürüstçe kendine sormak. Şu soruları dene:
- Kendini tanıtıp basit sorulara cevap verebiliyor musun, ama karşındakinin yavaş konuşması gerekiyor mu? Muhtemelen A1.
- Restoranda sipariş verip otelde basit sorular sorabiliyor, ama beklenmedik bir soru gelince takılıyor musun? Muhtemelen A2.
- Seyahatte bir sorun çıktığında kendi başına çözebiliyor, dün ne yaptığını anlatabiliyor musun? Muhtemelen B1.
- Telefonda bir şikâyeti tartışabiliyor, bir konuda fikrini gerekçeleriyle savunabiliyor musun? Muhtemelen B2 ve üstü.
Dikkat etmen gereken bir şey var: Çoğu insanın seviyesi dengesizdir. Okuduğunu B1'de anlarken konuşurken A2'de kalabilirsin; özellikle dinleme ve konuşma, okumanın gerisinde kalır. Bu yüzden tek bir becerine bakarak karar verme. Kendini en zorlandığın durumda düşün: Gerçek seviyen genellikle oradadır.
Kelime tarafını kabaca yoklamak için konulara göre kelime listelerine göz atabilirsin. Bir konudaki kelimelerin çoğunu tanıyorsan ama cümle içinde kullanamıyorsan, eksik olan bilgi değil pratiktir.
Seviyeni bil, sonra yolunu seç
Seviyeni bilmek, nereden başlayacağını bilmek demek. A1'deysen düzensiz fiiller ve karmaşık gramer seni boğmasın; önce selamlaşma, sipariş ve yol sorma gibi hayatta kalma kalıplarını otur. A2'deysen hazır kalıpların dışına çıkmayı, B1'deysen beklenmedik durumlarda konuşmayı hedefle.
NevaTeach'te kayıt olurken ücretsiz bir seviye testi çözüyorsun. İngilizceyi hiç bilmiyorsan "Hiç bilmiyorum" deyip testsiz A1'den başlarsın. Biraz biliyorsan test kelime, dilbilgisi, dinleme ve cümle kurma bölümlerinden geçer ve seni en zayıf bölümüne göre yerleştirir; çünkü konuşmayı en çok o bölüm tutar. Sonra her gün seviyene uygun kelimelerle cümle kurar, aralıklı tekrarla unutmak üzere olduğun kelimeleri yeniden görürsün.
Seviyeni merak ediyorsan ücretsiz seviye testini çöz.