A1 · Başlangıç 29 kelime
- mother /ˈmʌðɚ/ MA-thır isim
- anne
- My mother works as a teacher.Annem öğretmen olarak çalışıyor.
- My mother is very kind and patient.Annem çok nazik ve sabırlı.
- father /ˈfɑðɚ/ FA-thır isim
- baba
- My father retired last year.Babam geçen yıl emekli oldu.
- My father is a very kind man.Babam çok iyi biridir.
- son /sʌn/ san isim
- oğul
- My son is starting school next month.Oğlum gelecek ay okula başlıyor.
- My son loves to play football.Oğlum futbol oynamayı seviyor.
- daughter /ˈdɔtɚ/ DO-tır isim
- kız
- My daughter is eight years old.Kızım sekiz yaşında.
- My daughter is very intelligent and curious.Kızım çok zeki ve meraklı.
- baby /ˈbeɪbi/ BEY-bi isim
- bebek
- The baby sleeps for ten hours a day.Bebek günde on saat uyuyor.
- The baby is only three months old.Bebek sadece üç aylık.
- uncle /ˈʌŋkəl/ ANG-kıl isim
- amca; dayı
- My uncle lives in Ankara.Amcam Ankara'da yaşıyor.
- My uncle is a very generous person.Amcam çok cömert bir insandır.
- aunt /ænt/ ent isim
- teyze; hala
- My aunt sent me a birthday gift.Teyzem bana doğum günü hediyesi gönderdi.
- My aunt is a very talented artist.Teyzem çok yetenekli bir sanatçıdır.
- cousin /ˈkʌzən/ KA-zın isim
- kuzen
- My cousin visits us every summer.Kuzenim her yaz bizi ziyaret ediyor.
- I grew up with my cousins.Kuzenlerimle birlikte büyüdüm.
- grandmother /ˈɡɹændˌmʌðɚ/ GREND-ma-thır isim
- büyükanne
- My grandmother is ninety years old.Büyükannem doksan yaşında.
- My grandmother still cooks delicious food.Büyükannem hâlâ lezzetli yemek yapıyor.
- grandfather /ˈɡɹændˌfɑðɚ/ GREND-fa-thır isim
- büyükbaba
- My grandfather worked as a farmer.Büyükbabam çiftçi olarak çalışıyordu.
- My grandfather is wise and kind.Büyükbabam bilge ve iyi kalpli biridir.
- parent /ˈpɛɹənt/ PE-rınt isim
- ebeveyn
- My parents are very supportive.Ebeveynlerim çok destekleyici.
- Both parents work in different cities.Her iki ebeveyn farklı şehirlerde çalışıyor.
- old /oʊld/ ould sıfat
- yaşlı
- My friend is much older than me.Arkadaşım benden çok daha büyük.
- The old city has beautiful architecture.Şehrin tarihi bölgesinin mimarisi çok güzel.
- young /jʌŋ/ yang sıfat
- genç
- They have a young daughter and a son.Onların genç bir kızı ve oğlu var.
- The best time to learn is when you are young.Gençlik öğrenmek için en iyi dönemdir.
- together /təˈɡɛðɚ/ tı-GE-thır zarf
- birlikte
- We always eat dinner together.Akşam yemeğini hep birlikte yeriz.
- My family lives together in one house.Ailem bir evde birlikte yaşıyor.
- boyfriend /ˈbɔɪˌfɹɛnd/ BOY-frend isim
- erkek arkadaş
- Her boyfriend works at the hospital.Erkek arkadaşı hastanede çalışıyor.
- My sister has a new boyfriend.Kız kardeşimin yeni bir erkek arkadaşı var.
- girlfriend /ˈɡɝlˌfɹɛnd/ GIRL-frend isim
- kız arkadaş
- His girlfriend is a teacher.Kız arkadaşı öğretmen.
- I met my girlfriend at university.Kız arkadaşımla üniversitede tanıştım.
- birthday /ˈbɝθˌdeɪ/ BIRTH-dey isim
- doğum günü
- My birthday is in September.Doğum günüm eylülde.
- We had a small birthday party.Küçük bir doğum günü partisi yaptık.
- family /ˈfæməli/ FE-mı-li isim
- aile
- I am travelling with my family.Ailemle seyahat ediyorum.
- My family lives in Ankara.Ailem Ankara'da oturuyor.
- married /ˈmɛɹid/ ME-rid sıfat
- evli
- They got married two years ago.İki yıl önce evlendiler.
- I got married last summer.Geçen yaz evlendim.
- child /tʃaɪld/ çayld isim
- çocuk
- We are travelling with two children.İki çocukla seyahat ediyoruz.
- My child is afraid of the dark.Benim çocuğum karanlıktan korkuyor.
- brother /ˈbɹʌðɚ/ BRA-thır isim
- erkek kardeş
- My brother works in Germany.Erkek kardeşim Almanya'da çalışıyor.
- My brother is a doctor.Erkek kardeşim doktor.
- sister /ˈsɪstɚ/ SIS-tır isim
- kız kardeş
- My sister is younger than me.Kız kardeşim benden küçük.
- My sister lives in Izmir.Kız kardeşim İzmir'de oturuyor.
- wife /waɪf/ wayf isim
- eş (kadın)
- My wife does not eat meat.Eşim et yemiyor.
- My wife is a lawyer.Eşim avukat.
- husband /ˈhʌzbənd/ HAZ-bınd isim
- eş (erkek)
- Her husband picked her up from work.Eşi onu işten aldı.
- My husband is a businessman.Eşim iş adamı.
- grow up /ɡɹoʊ ʌp/ grou ap kalıp
- büyümek (yetişmek)
- I grew up in a small town.Küçük bir kasabada büyüdüm.
- She grew up in a wealthy family.O, zengin bir ailede büyüdü.
- get on with /ɡɛt ɑn wɪð/ get an with kalıp
- iyi geçinmek
- I get on well with everyone at work.İşte herkesle iyi geçinirim.
- I get on with my neighbours very well.Komşularımla çok iyi geçiniyorum.
- partner /ˈpɑɹtnɚ/ PART-nır isim
- eş; partner
- My partner is waiting in the car.Eşim arabada bekliyor.
- We booked a table for me and my partner.Eşimle ikimiz için bir masa ayırttık.
- only child /ˈoʊnli tʃaɪld/ OUN-li çayld kalıp
- tek çocuk
- I am an only child.Ben tek çocuğum.
- She grew up as an only child.Tek çocuk olarak büyüdü.
- get on well /ɡɛt ɑn wɛl/ get an wel kalıp
- iyi anlaşmak
- I get on well with my brother.Kardeşimle iyi anlaşıyorum.
- They do not get on well these days.Bu aralar iyi anlaşamıyorlar.
A2 · Temel 5 kelime
- twin /twɪn/ twin isim
- ikiz
- My cousins are twins.Kuzenlerim ikiz.
- The twins look exactly the same.İkizler tıpatıp aynı görünüyor.
- argue /ˈɑɹɡju/ AR-gyu fiil
- tartışmak
- We rarely argue about small things.Küçük şeyler için nadiren tartışırız.
- They argued about the money.Para yüzünden tartıştılar.
- take care of /teɪk kɛɹ ʌv/ teyk ker av kalıp
- bakmak; ilgilenmek
- I take care of my grandmother.Büyükanneme bakıyorum.
- She takes care of three children.Üç çocuğa bakıyor.
- relationship /ɹiˈleɪʃənˌʃɪp/ ri-LEY-şın-şip isim
- ilişki; bağlantı
- We have a good relationship with our neighbors.Komşularımızla iyi bir ilişkimiz var.
- Their relationship lasted over twenty years.Onların ilişkisi yirmi yıldan fazla sürdü.
- wedding /ˈwɛdɪŋ/ WE-dıŋ isim
- düğün
- The wedding is very nice.Düğün çok güzel.
- I have a wedding next month.Gelecek ay bir düğüne gideceğim.
B1 · Orta 8 kelime
- nephew /ˈnɛfju/ NE-fyu isim
- yeğen (erkek)
- My nephew just started university.Yeğenim üniversiteye yeni başladı.
- My nephew is very intelligent and bright.Yeğenim çok zeki ve akıllı.
- niece /nis/ nis isim
- yeğen (kız)
- My niece is very clever at maths.Yeğenim matematikte çok başarılı.
- My niece wants to become a doctor.Yeğenim doktor olmak istiyor.
- younger /ˈjʌŋɡɚ/ YANG-gır sıfat
- daha genç; küçük
- My younger brother is at school.Küçük kardeşim okulda.
- She is two years younger than me.Benden iki yaş küçük.
- parents /ˈpɛɹənts/ PE-rınts isim
- ebeveynler; anne baba
- My parents visit us every summer.Anne babam her yaz bizi ziyaret eder.
- My parents live in Istanbul.Anne babam İstanbul'da oturuyor.
- retired /ɹɪˈtaɪɹd/ ri-TAYRD sıfat
- emekli
- My mother is retired now.Annem şimdi emekli.
- He has been retired for five years.Beş yıldır emekli.
- divorce /dɪˈvɔɹs/ di-VORS isim
- boşanma; boşanmak
- Their divorce was finalized last month.Boşanmaları geçen ay kesinleşti.
- The divorce proceedings took almost two years.Boşanma süreci neredeyse iki yıl sürdü.
- widow /ˈwɪdoʊ/ WI-dou isim
- dul kadın
- She has been a widow for five years now.Beş yıldır dul.
- The widow inherited the family business.Dul kadın aile işletmesini miras aldı.
- engaged /ɛnˈɡeɪdʒd/ en-GEYCD sıfat
- nişanlı
- They got engaged last Christmas.Geçen Noel'de nişanlandılar.
- She is engaged to a businessman.Bir iş adamıyla nişanlı.