İçeriğe geç
NevaTeach Ücretsiz başla

A1 · A2 · B1

Aile & İlişkiler İngilizcesi kelimeler ve örnek cümleler

Aile & İlişkiler ortamında en çok ihtiyaç duyacağın 42 kelime, seviyeye göre sıralı. Her kelimenin Türkçe anlamı, okunuşu ve gerçek bir örnek cümlesi var.

A1 · Başlangıç 29 kelime

mother /ˈmʌðɚ/ MA-thır isim
anne
  • My mother works as a teacher.Annem öğretmen olarak çalışıyor.
  • My mother is very kind and patient.Annem çok nazik ve sabırlı.
father /ˈfɑðɚ/ FA-thır isim
baba
  • My father retired last year.Babam geçen yıl emekli oldu.
  • My father is a very kind man.Babam çok iyi biridir.
son /sʌn/ san isim
oğul
  • My son is starting school next month.Oğlum gelecek ay okula başlıyor.
  • My son loves to play football.Oğlum futbol oynamayı seviyor.
daughter /ˈdɔtɚ/ DO-tır isim
kız
  • My daughter is eight years old.Kızım sekiz yaşında.
  • My daughter is very intelligent and curious.Kızım çok zeki ve meraklı.
baby /ˈbeɪbi/ BEY-bi isim
bebek
  • The baby sleeps for ten hours a day.Bebek günde on saat uyuyor.
  • The baby is only three months old.Bebek sadece üç aylık.
uncle /ˈʌŋkəl/ ANG-kıl isim
amca; dayı
  • My uncle lives in Ankara.Amcam Ankara'da yaşıyor.
  • My uncle is a very generous person.Amcam çok cömert bir insandır.
aunt /ænt/ ent isim
teyze; hala
  • My aunt sent me a birthday gift.Teyzem bana doğum günü hediyesi gönderdi.
  • My aunt is a very talented artist.Teyzem çok yetenekli bir sanatçıdır.
cousin /ˈkʌzən/ KA-zın isim
kuzen
  • My cousin visits us every summer.Kuzenim her yaz bizi ziyaret ediyor.
  • I grew up with my cousins.Kuzenlerimle birlikte büyüdüm.
grandmother /ˈɡɹændˌmʌðɚ/ GREND-ma-thır isim
büyükanne
  • My grandmother is ninety years old.Büyükannem doksan yaşında.
  • My grandmother still cooks delicious food.Büyükannem hâlâ lezzetli yemek yapıyor.
grandfather /ˈɡɹændˌfɑðɚ/ GREND-fa-thır isim
büyükbaba
  • My grandfather worked as a farmer.Büyükbabam çiftçi olarak çalışıyordu.
  • My grandfather is wise and kind.Büyükbabam bilge ve iyi kalpli biridir.
parent /ˈpɛɹənt/ PE-rınt isim
ebeveyn
  • My parents are very supportive.Ebeveynlerim çok destekleyici.
  • Both parents work in different cities.Her iki ebeveyn farklı şehirlerde çalışıyor.
old /oʊld/ ould sıfat
yaşlı
  • My friend is much older than me.Arkadaşım benden çok daha büyük.
  • The old city has beautiful architecture.Şehrin tarihi bölgesinin mimarisi çok güzel.
young /jʌŋ/ yang sıfat
genç
  • They have a young daughter and a son.Onların genç bir kızı ve oğlu var.
  • The best time to learn is when you are young.Gençlik öğrenmek için en iyi dönemdir.
together /təˈɡɛðɚ/ tı-GE-thır zarf
birlikte
  • We always eat dinner together.Akşam yemeğini hep birlikte yeriz.
  • My family lives together in one house.Ailem bir evde birlikte yaşıyor.
boyfriend /ˈbɔɪˌfɹɛnd/ BOY-frend isim
erkek arkadaş
  • Her boyfriend works at the hospital.Erkek arkadaşı hastanede çalışıyor.
  • My sister has a new boyfriend.Kız kardeşimin yeni bir erkek arkadaşı var.
girlfriend /ˈɡɝlˌfɹɛnd/ GIRL-frend isim
kız arkadaş
  • His girlfriend is a teacher.Kız arkadaşı öğretmen.
  • I met my girlfriend at university.Kız arkadaşımla üniversitede tanıştım.
birthday /ˈbɝθˌdeɪ/ BIRTH-dey isim
doğum günü
  • My birthday is in September.Doğum günüm eylülde.
  • We had a small birthday party.Küçük bir doğum günü partisi yaptık.
family /ˈfæməli/ FE-mı-li isim
aile
  • I am travelling with my family.Ailemle seyahat ediyorum.
  • My family lives in Ankara.Ailem Ankara'da oturuyor.
married /ˈmɛɹid/ ME-rid sıfat
evli
  • They got married two years ago.İki yıl önce evlendiler.
  • I got married last summer.Geçen yaz evlendim.
child /tʃaɪld/ çayld isim
çocuk
  • We are travelling with two children.İki çocukla seyahat ediyoruz.
  • My child is afraid of the dark.Benim çocuğum karanlıktan korkuyor.
brother /ˈbɹʌðɚ/ BRA-thır isim
erkek kardeş
  • My brother works in Germany.Erkek kardeşim Almanya'da çalışıyor.
  • My brother is a doctor.Erkek kardeşim doktor.
sister /ˈsɪstɚ/ SIS-tır isim
kız kardeş
  • My sister is younger than me.Kız kardeşim benden küçük.
  • My sister lives in Izmir.Kız kardeşim İzmir'de oturuyor.
wife /waɪf/ wayf isim
eş (kadın)
  • My wife does not eat meat.Eşim et yemiyor.
  • My wife is a lawyer.Eşim avukat.
husband /ˈhʌzbənd/ HAZ-bınd isim
eş (erkek)
  • Her husband picked her up from work.Eşi onu işten aldı.
  • My husband is a businessman.Eşim iş adamı.
grow up /ɡɹoʊ ʌp/ grou ap kalıp
büyümek (yetişmek)
  • I grew up in a small town.Küçük bir kasabada büyüdüm.
  • She grew up in a wealthy family.O, zengin bir ailede büyüdü.
get on with /ɡɛt ɑn wɪð/ get an with kalıp
iyi geçinmek
  • I get on well with everyone at work.İşte herkesle iyi geçinirim.
  • I get on with my neighbours very well.Komşularımla çok iyi geçiniyorum.
partner /ˈpɑɹtnɚ/ PART-nır isim
eş; partner
  • My partner is waiting in the car.Eşim arabada bekliyor.
  • We booked a table for me and my partner.Eşimle ikimiz için bir masa ayırttık.
only child /ˈoʊnli tʃaɪld/ OUN-li çayld kalıp
tek çocuk
  • I am an only child.Ben tek çocuğum.
  • She grew up as an only child.Tek çocuk olarak büyüdü.
get on well /ɡɛt ɑn wɛl/ get an wel kalıp
iyi anlaşmak
  • I get on well with my brother.Kardeşimle iyi anlaşıyorum.
  • They do not get on well these days.Bu aralar iyi anlaşamıyorlar.

A2 · Temel 5 kelime

twin /twɪn/ twin isim
ikiz
  • My cousins are twins.Kuzenlerim ikiz.
  • The twins look exactly the same.İkizler tıpatıp aynı görünüyor.
argue /ˈɑɹɡju/ AR-gyu fiil
tartışmak
  • We rarely argue about small things.Küçük şeyler için nadiren tartışırız.
  • They argued about the money.Para yüzünden tartıştılar.
take care of /teɪk kɛɹ ʌv/ teyk ker av kalıp
bakmak; ilgilenmek
  • I take care of my grandmother.Büyükanneme bakıyorum.
  • She takes care of three children.Üç çocuğa bakıyor.
relationship /ɹiˈleɪʃənˌʃɪp/ ri-LEY-şın-şip isim
ilişki; bağlantı
  • We have a good relationship with our neighbors.Komşularımızla iyi bir ilişkimiz var.
  • Their relationship lasted over twenty years.Onların ilişkisi yirmi yıldan fazla sürdü.
wedding /ˈwɛdɪŋ/ WE-dıŋ isim
düğün
  • The wedding is very nice.Düğün çok güzel.
  • I have a wedding next month.Gelecek ay bir düğüne gideceğim.

B1 · Orta 8 kelime

nephew /ˈnɛfju/ NE-fyu isim
yeğen (erkek)
  • My nephew just started university.Yeğenim üniversiteye yeni başladı.
  • My nephew is very intelligent and bright.Yeğenim çok zeki ve akıllı.
niece /nis/ nis isim
yeğen (kız)
  • My niece is very clever at maths.Yeğenim matematikte çok başarılı.
  • My niece wants to become a doctor.Yeğenim doktor olmak istiyor.
younger /ˈjʌŋɡɚ/ YANG-gır sıfat
daha genç; küçük
  • My younger brother is at school.Küçük kardeşim okulda.
  • She is two years younger than me.Benden iki yaş küçük.
parents /ˈpɛɹənts/ PE-rınts isim
ebeveynler; anne baba
  • My parents visit us every summer.Anne babam her yaz bizi ziyaret eder.
  • My parents live in Istanbul.Anne babam İstanbul'da oturuyor.
retired /ɹɪˈtaɪɹd/ ri-TAYRD sıfat
emekli
  • My mother is retired now.Annem şimdi emekli.
  • He has been retired for five years.Beş yıldır emekli.
divorce /dɪˈvɔɹs/ di-VORS isim
boşanma; boşanmak
  • Their divorce was finalized last month.Boşanmaları geçen ay kesinleşti.
  • The divorce proceedings took almost two years.Boşanma süreci neredeyse iki yıl sürdü.
widow /ˈwɪdoʊ/ WI-dou isim
dul kadın
  • She has been a widow for five years now.Beş yıldır dul.
  • The widow inherited the family business.Dul kadın aile işletmesini miras aldı.
engaged /ɛnˈɡeɪdʒd/ en-GEYCD sıfat
nişanlı
  • They got engaged last Christmas.Geçen Noel'de nişanlandılar.
  • She is engaged to a businessman.Bir iş adamıyla nişanlı.