İçeriğe geç
NevaTeach Ücretsiz başla

A1 · A2 · B1

Boş Zaman & Tatil İngilizcesi kelimeler ve örnek cümleler

Boş Zaman & Tatil ortamında en çok ihtiyaç duyacağın 56 kelime, seviyeye göre sıralı. Her kelimenin Türkçe anlamı, okunuşu ve gerçek bir örnek cümlesi var.

A1 · Başlangıç 30 kelime

beach /bitʃ/ biç isim
plaj
  • We spent the day at the beach.Günü plajda geçirdik.
  • The beach is wonderful in the morning.Plaj sabah harika.
mountain /ˈmaʊntən/ MAUN-tın isim
dağ
  • The mountain view is beautiful at sunset.Dağın gün batımındaki görüntüsü güzel.
  • The mountain is covered with snow.Dağ karla kaplı.
island /ˈaɪlənd/ AY-lınd isim
ada
  • The island has white sand beaches.Adada beyaz kumlu plajlar var.
  • The island is very peaceful and quiet.Ada çok sakin ve sessiz.
river /ˈɹɪvɚ/ RI-vır isim
nehir; ırmak
  • The river flows through the valley.Nehir vadinin içinden akar.
  • The river water is very cold.Nehir suyu çok soğuk.
sea /si/ si isim
deniz
  • We went sailing on the sea.Denizde yelken açtık.
  • The sea is very beautiful in the evening.Deniz akşamları çok güzel.
swimming /ˈswɪmɪŋ/ SWI-ming isim
yüzme
  • Swimming is good exercise for your body.Yüzme vücut için iyi bir egzersizdir.
  • I learned to swim when I was young.Küçükken yüzmeyi öğrendim.
hobby /ˈhɑbi/ HA-bi isim
hobi
  • My hobby is taking photos.Hobim fotoğraf çekmek.
  • Reading is a good hobby.Okumak iyi bir hobi.
cinema /ˈsɪnəmə/ SI-nı-mı isim
sinema
  • We went to the cinema last night.Dün gece sinemaya gittik.
  • The cinema was almost empty.Sinema neredeyse boştu.
gym /dʒɪm/ cim isim
spor salonu
  • I go to the gym three times a week.Haftada üç kez spor salonuna gidiyorum.
  • The gym is on the ground floor.Spor salonu giriş katta.
garden /ˈɡɑɹdən/ GAR-dın isim
bahçe
  • We had breakfast in the garden.Kahvaltıyı bahçede yaptık.
  • The garden is full of flowers.Bahçe çiçek dolu.
holiday /ˈhɑləˌdeɪ/ HA-lı-dey isim
tatil
  • We are on holiday for two weeks.İki haftalığına tatildeyiz.
  • I usually take a holiday in summer.Genelde yazın tatile çıkarım.
museum /mjuˈziəm/ myu-ZI-ım isim
müze
  • The museum is closed on Mondays.Müze pazartesileri kapalı.
  • I love visiting museums.Müzeleri ziyaret etmeyi seviyorum.
visit /ˈvɪzɪt/ VI-zit fiil
ziyaret etmek
  • We visited the old castle yesterday.Dün eski kaleyi gezdik.
  • Many tourists visit Turkey every year.Pek çok turist her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor.
enjoy /ˌɛnˈdʒɔɪ/ en-COY fiil
keyif almak
  • I really enjoyed the food here.Buradaki yemeklerden gerçekten keyif aldım.
  • I enjoy every moment of my vacation.Tatilimin her anından keyif alıyorum.
free time /fɹi taɪm/ fri taym kalıp
boş zaman
  • I do not have much free time.Çok fazla boş zamanım yok.
  • I spend my free time reading.Boş zamanımı okuyarak geçiririm.
swim /swɪm/ swim fiil swam / swum
yüzmek
  • I swam in the sea every morning.Her sabah denizde yüzdüm.
  • My kids learned to swim last summer.Çocuklarım geçen yaz yüzmeyi öğrendiler.
photo /ˈfoʊˌtoʊ/ FOU-tou isim
fotoğraf
  • I took hundreds of photos on holiday.Tatilde yüzlerce fotoğraf çektim.
  • I sent that photo to my family.O fotoğrafı aileme gönderdim.
trip /tɹɪp/ trip isim
gezi; yolculuk
  • We are planning a trip to Italy.İtalya'ya bir gezi planlıyoruz.
  • My business trip was exhausting.İş gezim çok yorucu oldu.
concert /ˈkɑnsɚt/ KAN-sırt isim
konser
  • We went to a concert last weekend.Geçen hafta sonu konsere gittik.
  • The concert was outdoors in the park.Konser parkta açık havadaydı.
festival /ˈfɛstəvəl/ FES-tı-vıl isim
festival; bayram
  • The music festival is in July every year.Müzik festivali her yıl temmuzda düzenlenir.
  • We attended a wonderful film festival last month.Geçen ay harika bir film festivaline katıldık.
weekend /ˈwiːkend/ WIK-end isim
hafta sonu
party /ˈpɑːrti/ PAR-ti isim
parti; grup; kutlama
music /ˈmjuːzɪk/ MYU-zik isim
müzik
exercise /ˈɛksərsaɪz/ EK-sır-sayz isim
egzersiz; spor yapmak
vacation /vəˈkeɪʃən/ vı-KEY-şın isim
tatil
  • I want a vacation soon.Yakında tatile gitmek istiyorum.
  • My vacation is in July.Tatilim temmuzda.
play /pleɪ/ PLEY fiil
oynamak
popular /ˈpɑːpjələr/ PA-pyı-lır sıfat
popüler; sevilen
pool /puːl/ PUL isim
havuz
event /ɪˈvɛnt/ i-VENT isim
etkinlik; olay
movie /ˈmuːvi/ MU-vi isim
film

A2 · Temel 13 kelime

forest /ˈfɔɹəst/ FO-rıst isim
orman; ormanlık
  • We went for a walk in the forest.Ormanda yürüyüşe çıktık.
  • The forest is very green and lush.Orman çok yeşil ve canlı.
lake /leɪk/ leyk isim
göl
  • The lake is very cold even in summer.Göl yaz aylarında bile çok soğuk.
  • We rented a boat on the lake.Gölde bir tekne kiraladık.
ocean /ˈoʊʃən/ OU-şın isim
okyanus
  • The ocean waves are very big today.Okyanusun dalgaları bugün çok büyük.
  • The ocean air is salty and fresh.Okyanus havası tuzlu ve ferah.
skiing /ˈskiɪŋ/ SKI-ing isim
kayak yapma
  • Skiing in the Alps is amazing.Alpler'de kayak yapmak harika.
  • I love skiing in the winter.Kışın kayak yapmayı seviyorum.
camping /ˈkæmpɪŋ/ KEM-ping isim
kamp yapma; kamping
  • We went camping in the forest last summer.Geçen yaz ormanda kampa gittik.
  • Camping is a fun outdoor activity.Kamp eğlenceli bir açık hava aktivitesidir.
fishing /ˈfɪʃɪŋ/ FI-şing isim
balık tutma
  • He went fishing early in the morning.Sabah erkenden balık tutmaya gitti.
  • Fishing is a relaxing hobby.Balık tutmak rahatlatıcı bir hobidir.
adventure /ædˈvɛntʃɚ/ ed-VEN-çır isim
macera
  • The trip was full of adventure.Seyahat maceralarla doluydu.
  • Adventure sports attract young people.Macera sporları gençleri çekiyor.
guide /ɡaɪd/ gayd isim
rehber
  • Our guide explained everything clearly.Rehberimiz her şeyi net anlattı.
  • The guide was knowledgeable and friendly.Rehber bilgili ve cana yakındı.
crowded /ˈkɹaʊdəd/ KRAU-dıd sıfat
kalabalık
  • The old town was too crowded for us.Eski şehir bizim için fazla kalabalıktı.
  • The station is always crowded during rush hour.İstasyon yoğun saatlerde her zaman kalabalık.
tour guide /tʊɹ ɡaɪd/ tur gayd kalıp
turizm rehberi
  • Our tour guide was very knowledgeable.Turizm rehberimiz çok bilgiliydi.
  • The tour guide showed us hidden gems.Tur rehberi bize az bilinen güzel yerleri gösterdi.
guided tour /ˈɡaɪdəd tʊɹ/ GAY-dıd tur kalıp
rehberli tur
  • We joined a guided tour of the old city.Şehrin tarihi bölgesindeki rehberli tura katıldık.
  • The guided tour starts at ten.Rehberli tur onda başlıyor.
tour /tʊɹ/ tur isim
tur; rehberi gezi
  • We booked a tour of the old city last week.Geçen hafta eski şehrin turunu ayırttık.
  • The tour guide provided interesting historical information.Rehber ilginç tarihi bilgiler verdi.
storm /stɔːrm/ STORM isim
fırtına

B1 · Orta 13 kelime

hiking /ˈhaɪkɪŋ/ HAY-king isim
yürüyüş (doğada)
  • We went on a long hiking trip last week.Geçen hafta uzun bir yürüyüş turuna çıktık.
  • Hiking is a great way to exercise.Yürüyüş egzersiz yapmanın harika bir yoludur.
sports /spɔɹts/ sports isim
spor; sporlar
  • My favourite sports are football and tennis.Benim en sevdiğim sporlar futbol ve tenistir.
  • Playing sports is good for your health.Spor yapmak sağlığınız için iyidir.
booking /ˈbʊkɪŋ/ BU-king isim
rezervasyon kaydı
  • My booking was cancelled by mistake.Rezervasyonum yanlışlıkla iptal edildi.
  • I made a booking for tonight.Bu gece için rezervasyon yaptırdım.
souvenir /ˌsuvəˈnɪɹ/ su-vı-NIR isim
hatıra; anı eşyası
  • I bought a souvenir for my friend.Arkadaşım için bir hediyelik eşya aldım.
  • This souvenir reminds me of my vacation.Bu hatıra eşyası bana tatilimi hatırlatıyor.
tent /tɛnt/ tent isim
çadır
  • We pitched a tent by the river.Nehrin kenarına çadır kurduk.
  • I bought a new tent for the trip.Gezi için yeni çadır aldım.
itinerary /aɪˈtɪnɚˌɛɹi/ ay-TI-nır-e-ri isim
gezi planı; rota
  • I will email you the itinerary.Size gezi planını e-postayla göndereceğim.
  • Our itinerary includes five cities.Planımız beş şehri içeriyor.
scenic /ˈsinɪk/ SI-nik sıfat
güzel manzaralı
  • The scenic drive took two hours.Manzaralı yoldaki araba yolculuğu iki saat sürdü.
  • The scenic overlook offers amazing views.Güzel manzara noktası harika manzaralar sunuyor.
accommodation /əˌkɑməˈdeɪʃən/ ı-ka-mı-DEY-şın isim
konaklama yeri
  • The accommodation was excellent.Konaklama mükemmeldi.
  • We booked our accommodation three months ago.Konaklamayı üç ay önce ayırttık.
picnic /ˈpɪkˌnɪk/ PIK-nik isim
piknik
  • We had a picnic by the lake.Göl kenarında piknik yaptık.
  • The picnic was cancelled because of the rain.Yağmur yüzünden piknik iptal oldu.
sightseeing /ˈsaɪtˌsiɪŋ/ SAYT-si-ing isim
gezip görme
  • We spent the day sightseeing.Günü gezerek geçirdik.
  • Sightseeing is easier with a map.Haritayla gezmek daha kolay.
photography /fəˈtɑɡɹəfi/ fı-TA-grı-fi isim
fotoğrafçılık
  • Photography is not allowed in the museum.Müzede fotoğraf çekmek yasak.
  • Photography has been my hobby for years.Fotoğrafçılık yıllardır hobim.
exhibition /ˌɛksəˈbɪʃən/ ek-sı-BI-şın isim
sergi; teşhir
  • I visited an art exhibition last week downtown.Geçen hafta şehir merkezinde bir sanat sergisini ziyaret ettim.
  • The exhibition showcased works from local artists.Sergi yerel sanatçıların eserlerini sergiledi.
resort /ɹɪˈzɔɹt/ ri-ZORT isim
tatil köyü; resort
  • The resort has excellent facilities for guests.Tatil köyü misafirlerine mükemmel olanaklar sunuyor.
  • We had an amazing experience at that resort.O tatil köyünde harika bir deneyim yaşadık.