A1 · Başlangıç 30 kelime
- beach /bitʃ/ biç isim
- plaj
- We spent the day at the beach.Günü plajda geçirdik.
- The beach is wonderful in the morning.Plaj sabah harika.
- mountain /ˈmaʊntən/ MAUN-tın isim
- dağ
- The mountain view is beautiful at sunset.Dağın gün batımındaki görüntüsü güzel.
- The mountain is covered with snow.Dağ karla kaplı.
- island /ˈaɪlənd/ AY-lınd isim
- ada
- The island has white sand beaches.Adada beyaz kumlu plajlar var.
- The island is very peaceful and quiet.Ada çok sakin ve sessiz.
- river /ˈɹɪvɚ/ RI-vır isim
- nehir; ırmak
- The river flows through the valley.Nehir vadinin içinden akar.
- The river water is very cold.Nehir suyu çok soğuk.
- sea /si/ si isim
- deniz
- We went sailing on the sea.Denizde yelken açtık.
- The sea is very beautiful in the evening.Deniz akşamları çok güzel.
- swimming /ˈswɪmɪŋ/ SWI-ming isim
- yüzme
- Swimming is good exercise for your body.Yüzme vücut için iyi bir egzersizdir.
- I learned to swim when I was young.Küçükken yüzmeyi öğrendim.
- hobby /ˈhɑbi/ HA-bi isim
- hobi
- My hobby is taking photos.Hobim fotoğraf çekmek.
- Reading is a good hobby.Okumak iyi bir hobi.
- cinema /ˈsɪnəmə/ SI-nı-mı isim
- sinema
- We went to the cinema last night.Dün gece sinemaya gittik.
- The cinema was almost empty.Sinema neredeyse boştu.
- gym /dʒɪm/ cim isim
- spor salonu
- I go to the gym three times a week.Haftada üç kez spor salonuna gidiyorum.
- The gym is on the ground floor.Spor salonu giriş katta.
- garden /ˈɡɑɹdən/ GAR-dın isim
- bahçe
- We had breakfast in the garden.Kahvaltıyı bahçede yaptık.
- The garden is full of flowers.Bahçe çiçek dolu.
- holiday /ˈhɑləˌdeɪ/ HA-lı-dey isim
- tatil
- We are on holiday for two weeks.İki haftalığına tatildeyiz.
- I usually take a holiday in summer.Genelde yazın tatile çıkarım.
- museum /mjuˈziəm/ myu-ZI-ım isim
- müze
- The museum is closed on Mondays.Müze pazartesileri kapalı.
- I love visiting museums.Müzeleri ziyaret etmeyi seviyorum.
- visit /ˈvɪzɪt/ VI-zit fiil
- ziyaret etmek
- We visited the old castle yesterday.Dün eski kaleyi gezdik.
- Many tourists visit Turkey every year.Pek çok turist her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor.
- enjoy /ˌɛnˈdʒɔɪ/ en-COY fiil
- keyif almak
- I really enjoyed the food here.Buradaki yemeklerden gerçekten keyif aldım.
- I enjoy every moment of my vacation.Tatilimin her anından keyif alıyorum.
- free time /fɹi taɪm/ fri taym kalıp
- boş zaman
- I do not have much free time.Çok fazla boş zamanım yok.
- I spend my free time reading.Boş zamanımı okuyarak geçiririm.
- swim /swɪm/ swim fiil swam / swum
- yüzmek
- I swam in the sea every morning.Her sabah denizde yüzdüm.
- My kids learned to swim last summer.Çocuklarım geçen yaz yüzmeyi öğrendiler.
- photo /ˈfoʊˌtoʊ/ FOU-tou isim
- fotoğraf
- I took hundreds of photos on holiday.Tatilde yüzlerce fotoğraf çektim.
- I sent that photo to my family.O fotoğrafı aileme gönderdim.
- trip /tɹɪp/ trip isim
- gezi; yolculuk
- We are planning a trip to Italy.İtalya'ya bir gezi planlıyoruz.
- My business trip was exhausting.İş gezim çok yorucu oldu.
- concert /ˈkɑnsɚt/ KAN-sırt isim
- konser
- We went to a concert last weekend.Geçen hafta sonu konsere gittik.
- The concert was outdoors in the park.Konser parkta açık havadaydı.
- festival /ˈfɛstəvəl/ FES-tı-vıl isim
- festival; bayram
- The music festival is in July every year.Müzik festivali her yıl temmuzda düzenlenir.
- We attended a wonderful film festival last month.Geçen ay harika bir film festivaline katıldık.
- weekend /ˈwiːkend/ WIK-end isim
- hafta sonu
- party /ˈpɑːrti/ PAR-ti isim
- parti; grup; kutlama
- music /ˈmjuːzɪk/ MYU-zik isim
- müzik
- exercise /ˈɛksərsaɪz/ EK-sır-sayz isim
- egzersiz; spor yapmak
- vacation /vəˈkeɪʃən/ vı-KEY-şın isim
- tatil
- I want a vacation soon.Yakında tatile gitmek istiyorum.
- My vacation is in July.Tatilim temmuzda.
- play /pleɪ/ PLEY fiil
- oynamak
- popular /ˈpɑːpjələr/ PA-pyı-lır sıfat
- popüler; sevilen
- pool /puːl/ PUL isim
- havuz
- event /ɪˈvɛnt/ i-VENT isim
- etkinlik; olay
- movie /ˈmuːvi/ MU-vi isim
- film
A2 · Temel 13 kelime
- forest /ˈfɔɹəst/ FO-rıst isim
- orman; ormanlık
- We went for a walk in the forest.Ormanda yürüyüşe çıktık.
- The forest is very green and lush.Orman çok yeşil ve canlı.
- lake /leɪk/ leyk isim
- göl
- The lake is very cold even in summer.Göl yaz aylarında bile çok soğuk.
- We rented a boat on the lake.Gölde bir tekne kiraladık.
- ocean /ˈoʊʃən/ OU-şın isim
- okyanus
- The ocean waves are very big today.Okyanusun dalgaları bugün çok büyük.
- The ocean air is salty and fresh.Okyanus havası tuzlu ve ferah.
- skiing /ˈskiɪŋ/ SKI-ing isim
- kayak yapma
- Skiing in the Alps is amazing.Alpler'de kayak yapmak harika.
- I love skiing in the winter.Kışın kayak yapmayı seviyorum.
- camping /ˈkæmpɪŋ/ KEM-ping isim
- kamp yapma; kamping
- We went camping in the forest last summer.Geçen yaz ormanda kampa gittik.
- Camping is a fun outdoor activity.Kamp eğlenceli bir açık hava aktivitesidir.
- fishing /ˈfɪʃɪŋ/ FI-şing isim
- balık tutma
- He went fishing early in the morning.Sabah erkenden balık tutmaya gitti.
- Fishing is a relaxing hobby.Balık tutmak rahatlatıcı bir hobidir.
- adventure /ædˈvɛntʃɚ/ ed-VEN-çır isim
- macera
- The trip was full of adventure.Seyahat maceralarla doluydu.
- Adventure sports attract young people.Macera sporları gençleri çekiyor.
- guide /ɡaɪd/ gayd isim
- rehber
- Our guide explained everything clearly.Rehberimiz her şeyi net anlattı.
- The guide was knowledgeable and friendly.Rehber bilgili ve cana yakındı.
- crowded /ˈkɹaʊdəd/ KRAU-dıd sıfat
- kalabalık
- The old town was too crowded for us.Eski şehir bizim için fazla kalabalıktı.
- The station is always crowded during rush hour.İstasyon yoğun saatlerde her zaman kalabalık.
- tour guide /tʊɹ ɡaɪd/ tur gayd kalıp
- turizm rehberi
- Our tour guide was very knowledgeable.Turizm rehberimiz çok bilgiliydi.
- The tour guide showed us hidden gems.Tur rehberi bize az bilinen güzel yerleri gösterdi.
- guided tour /ˈɡaɪdəd tʊɹ/ GAY-dıd tur kalıp
- rehberli tur
- We joined a guided tour of the old city.Şehrin tarihi bölgesindeki rehberli tura katıldık.
- The guided tour starts at ten.Rehberli tur onda başlıyor.
- tour /tʊɹ/ tur isim
- tur; rehberi gezi
- We booked a tour of the old city last week.Geçen hafta eski şehrin turunu ayırttık.
- The tour guide provided interesting historical information.Rehber ilginç tarihi bilgiler verdi.
- storm /stɔːrm/ STORM isim
- fırtına
B1 · Orta 13 kelime
- hiking /ˈhaɪkɪŋ/ HAY-king isim
- yürüyüş (doğada)
- We went on a long hiking trip last week.Geçen hafta uzun bir yürüyüş turuna çıktık.
- Hiking is a great way to exercise.Yürüyüş egzersiz yapmanın harika bir yoludur.
- sports /spɔɹts/ sports isim
- spor; sporlar
- My favourite sports are football and tennis.Benim en sevdiğim sporlar futbol ve tenistir.
- Playing sports is good for your health.Spor yapmak sağlığınız için iyidir.
- booking /ˈbʊkɪŋ/ BU-king isim
- rezervasyon kaydı
- My booking was cancelled by mistake.Rezervasyonum yanlışlıkla iptal edildi.
- I made a booking for tonight.Bu gece için rezervasyon yaptırdım.
- souvenir /ˌsuvəˈnɪɹ/ su-vı-NIR isim
- hatıra; anı eşyası
- I bought a souvenir for my friend.Arkadaşım için bir hediyelik eşya aldım.
- This souvenir reminds me of my vacation.Bu hatıra eşyası bana tatilimi hatırlatıyor.
- tent /tɛnt/ tent isim
- çadır
- We pitched a tent by the river.Nehrin kenarına çadır kurduk.
- I bought a new tent for the trip.Gezi için yeni çadır aldım.
- itinerary /aɪˈtɪnɚˌɛɹi/ ay-TI-nır-e-ri isim
- gezi planı; rota
- I will email you the itinerary.Size gezi planını e-postayla göndereceğim.
- Our itinerary includes five cities.Planımız beş şehri içeriyor.
- scenic /ˈsinɪk/ SI-nik sıfat
- güzel manzaralı
- The scenic drive took two hours.Manzaralı yoldaki araba yolculuğu iki saat sürdü.
- The scenic overlook offers amazing views.Güzel manzara noktası harika manzaralar sunuyor.
- accommodation /əˌkɑməˈdeɪʃən/ ı-ka-mı-DEY-şın isim
- konaklama yeri
- The accommodation was excellent.Konaklama mükemmeldi.
- We booked our accommodation three months ago.Konaklamayı üç ay önce ayırttık.
- picnic /ˈpɪkˌnɪk/ PIK-nik isim
- piknik
- We had a picnic by the lake.Göl kenarında piknik yaptık.
- The picnic was cancelled because of the rain.Yağmur yüzünden piknik iptal oldu.
- sightseeing /ˈsaɪtˌsiɪŋ/ SAYT-si-ing isim
- gezip görme
- We spent the day sightseeing.Günü gezerek geçirdik.
- Sightseeing is easier with a map.Haritayla gezmek daha kolay.
- photography /fəˈtɑɡɹəfi/ fı-TA-grı-fi isim
- fotoğrafçılık
- Photography is not allowed in the museum.Müzede fotoğraf çekmek yasak.
- Photography has been my hobby for years.Fotoğrafçılık yıllardır hobim.
- exhibition /ˌɛksəˈbɪʃən/ ek-sı-BI-şın isim
- sergi; teşhir
- I visited an art exhibition last week downtown.Geçen hafta şehir merkezinde bir sanat sergisini ziyaret ettim.
- The exhibition showcased works from local artists.Sergi yerel sanatçıların eserlerini sergiledi.
- resort /ɹɪˈzɔɹt/ ri-ZORT isim
- tatil köyü; resort
- The resort has excellent facilities for guests.Tatil köyü misafirlerine mükemmel olanaklar sunuyor.
- We had an amazing experience at that resort.O tatil köyünde harika bir deneyim yaşadık.