İçeriğe geç
NevaTeach Ücretsiz başla

A1 · A2 · B1

Araç Kiralama & Yol İngilizcesi kelimeler ve örnek cümleler

Araç Kiralama & Yol ortamında en çok ihtiyaç duyacağın 40 kelime, seviyeye göre sıralı. Her kelimenin Türkçe anlamı, okunuşu ve gerçek bir örnek cümlesi var.

A1 · Başlangıç 8 kelime

car /kɑɹ/ kar isim
araba
  • The car is very clean.Araba çok temiz.
  • We came here by car.Buraya arabayla geldik.
road /ɹoʊd/ roud isim
yol
  • The road is very busy today.Yol bugün çok kalabalık.
  • This road goes to the airport.Bu yol havaalanına gidiyor.
drive /dɹaɪv/ drayv fiil drove / driven
araba sürmek
  • I drive very slowly in the city.Şehirde çok yavaş sürerim.
  • My wife drives better than me.Eşim benden daha iyi sürüyor.
traffic light /ˈtɹæfɪk laɪt/ TRE-fik layt kalıp
trafik ışığı
  • Stop at the traffic light.Trafik ışığında dur.
  • The traffic light is green now.Trafik ışığı şimdi yeşil.
car park /kɑɹ pɑɹk/ kar park kalıp
otopark
  • The car park is behind the building.Otopark binanın arkasında.
  • We left the car in the car park.Arabayı otoparkta bıraktık.
boot /but/ but isim
bagaj
  • Put the suitcase in the boot.Bavulu bagaja koy.
  • The boot is quite small.Bagaj oldukça küçük.
park /pɑɹk/ park fiil
park etmek
  • You cannot park on this street.Bu sokağa park edemezsiniz.
  • I parked the car in a parking lot.Arabayı bir otoparka park ettim.
return /ɹɪˈtɝn/ ri-TIRN fiil
iade etmek; geri vermek
  • I returned the keys to the office.Anahtarları ofise iade ettim.
  • We returned the car on time without any problems.Arabayı zamanında ve sorun olmadan iade ettik.

A2 · Temel 8 kelime

petrol /ˈpɛtɹoʊl/ PE-troul isim
benzin
  • We need petrol before we go.Gitmeden önce benzine ihtiyacımız var.
  • Petrol is expensive in this country.Bu ülkede benzin pahalı.
wheel /wil/ wil isim
tekerlek; direksiyon
  • The wheel is on the left in this car.Bu arabada direksiyon solda.
  • One wheel makes a strange noise.Bir tekerlek garip bir ses çıkarıyor.
traffic jam /ˈtɹæfɪk dʒæm/ TRE-fik cem kalıp
trafik sıkışıklığı
  • We were stuck in a traffic jam.Trafikte sıkışıp kaldık.
  • There is a big traffic jam on the bridge.Köprüde trafik çok sıkışık.
petrol station /ˈpɛtɹoʊl ˈsteɪʃən/ PE-troul STEY-şın kalıp
benzin istasyonu
  • The next petrol station is twenty kilometres away.Bir sonraki benzinlik yirmi kilometre ötede.
  • I stopped at the petrol station to fill up.Yakıt doldurmak için benzin istasyonunda durdum.
parking space /ˈpɑɹkɪŋ speɪs/ PAR-king speys kalıp
park yeri
  • We found a parking space near the market.Marketin yakınında bir park yeri bulduk.
  • The parking space is too small for our car.Park yeri arabamız için çok küçük.
pull over /pʊl ˈoʊvɚ/ pul OU-vır kalıp
kenara çekmek
  • Please pull over, I feel sick.Lütfen kenara çek, midem bulanıyor.
  • We pulled over to look at the map.Haritaya bakmak için kenara çektik.
road sign /ɹoʊd saɪn/ roud sayn kalıp
trafik levhası
  • The road sign shows fifty kilometres.Levha elli kilometre gösteriyor.
  • I did not understand the road sign.Trafik levhasını anlamadım.
driving test /ˈdɹaɪvɪŋ tɛst/ DRAY-ving test kalıp
ehliyet sınavı
  • I passed my driving test last year.Ehliyet sınavımı geçen yıl geçtim.
  • The driving test has two parts.Ehliyet sınavının iki bölümü var.

B1 · Orta 24 kelime

brake /bɹeɪk/ breyk isim
fren
  • The brakes are very good.Frenler çok iyi.
  • I heard a noise from the brakes.Frenlerden bir ses duydum.
tyre /taɪɹ/ tayr isim
lastik
  • One tyre is flat.Bir lastiğin havası inmiş.
  • The tyres look old.Lastikler eski görünüyor.
lane /leɪn/ leyn isim
şerit
  • Stay in this lane, please.Lütfen bu şeritte kal.
  • The right lane is very slow.Sağ şerit çok yavaş.
horn /hɔɹn/ horn isim
korna
  • The driver used his horn twice.Sürücü iki kez korna çaldı.
  • Please do not use the horn here.Lütfen burada korna çalma.
hire /ˈhaɪɚ/ HAY-ır fiil
kiralamak (araç)
  • We hired a car for three days.Üç günlüğüne araba kiraladık.
  • I hired a bike to explore the island.Adayı keşfetmek için bisiklet kiraladım.
driving licence /ˈdɹaɪvɪŋ ˈlaɪsəns/ DRAY-ving LAY-sıns kalıp
ehliyet
  • I left my driving licence at the hotel.Ehliyetimi otelde bıraktım.
  • My driving licence is in my bag.Ehliyetim çantamda.
fuel /ˈfjuəl/ FYU-ıl isim
yakıt
  • We ran out of fuel on the motorway.Otoyolda yakıtımız bitti.
  • The fuel gauge shows that the tank is almost empty.Yakıt göstergesi deponun neredeyse boş olduğunu gösteriyor.
damage /ˈdæmədʒ/ DE-mıc isim
hasar
  • The damage was there before I hired it.Hasar ben kiralamadan önce vardı.
  • There is minor damage on the side mirror.Yan aynada küçük bir hasar var.
speed limit /spid ˈlɪmət/ spid LI-mıt kalıp
hız sınırı
  • The speed limit is fifty in town.Şehir içinde hız sınırı elli.
  • Exceeding the speed limit can result in a fine.Hız sınırını aşmak ceza ile sonuçlanabilir.
automatic /ˌɔtəˈmætɪk/ o-tı-ME-tik sıfat
otomatik vitesli
  • I can only drive automatic cars.Sadece otomatik araba kullanabiliyorum.
  • The automatic car costs ten euros more.Otomatik araba on euro daha pahalı.
manual /ˈmænjuəl/ ME-nyu-ıl sıfat
düz vitesli
  • I do not want a manual car.Düz vites araba istemiyorum.
  • Most cars here are manual.Buradaki arabaların çoğu düz vites.
motorway /ˈmoʊtɚˌweɪ/ MOU-tır-wey isim
otoyol
  • The motorway was very quiet this morning.Bu sabah otoyol çok sakindi.
  • We took the motorway to save time.Zaman kazanmak için otoyolu kullandık.
toll /toʊl/ toul isim
geçiş ücreti
  • We paid the toll at the exit.Geçiş ücretini çıkışta ödedik.
  • The toll is five euros each way.Geçiş ücreti tek yön beş euro.
breakdown /ˈbɹeɪkˌdaʊn/ BREYK-daun isim
arıza
  • We had a breakdown on the motorway.Aracımız otoyolda arızalandı.
  • The breakdown service came in one hour.Yol yardım ekibi bir saatte geldi.
spare tyre /spɛɹ taɪɹ/ sper tayr kalıp
yedek lastik
  • The spare tyre is under the floor of the boot.Yedek lastik bagaj tabanının altında.
  • We used the spare tyre on the road.Yolda yedek lastiği kullandık.
licence plate /ˈlaɪsəns pleɪt/ LAY-sıns pleyt kalıp
plaka
  • I wrote down the licence plate.Plakayı not aldım.
  • The licence plate was dirty.Plaka kirliydi.
headlight /ˈhɛdˌlaɪt/ HED-layt isim
far
  • Turn on your headlights, it is dark.Farlarını aç, hava karanlık.
  • One headlight is not working.Bir far çalışmıyor.
reverse /ɹɪˈvɝs/ ri-VIRS fiil
geri gitmek
  • Please reverse slowly and carefully.Lütfen yavaş ve dikkatli geri git.
  • I reversed into a parking space.Geri geri park yerine girdim.
mechanic /məˈkænɪk/ mı-KE-nik isim
tamirci
  • The mechanic fixed the car in an hour.Tamirci arabayı bir saatte tamir etti.
  • We waited for the mechanic on the road.Tamirciyi yolda bekledik.
indicator /ˈɪndəˌkeɪtɚ/ IN-dı-key-tır isim
sinyal
  • Always use your indicator before turning.Dönmeden önce mutlaka sinyal ver.
  • He turned without using the indicator.Sinyal vermeden döndü.
mileage /ˈmaɪlədʒ/ MAY-lıc isim
kilometre; mesafe
  • There is unlimited mileage on this rental option.Bu kiralama seçeneğinde sınırsız kilometre vardır.
  • The car has very low mileage despite being old.Eski olmasına rağmen arabanın kilometresi çok düşük.
clause /klɔz/ kloz isim
madde; şart; koşul (sözleşme)
  • Check the fine print clause about damage carefully.Küçük puntolu metindeki hasarla ilgili maddeyi dikkatle kontrol edin.
  • The termination clause allows termination with sixty days' notice.Fesih maddesi, altmış gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshetmeye izin verir.
extension /ɪksˈtɛnʃən/ iks-TEN-şın isim
uzatma; genişletme
  • I need an extension for my rental agreement.Kiralama sözleşmem için uzatma gerekiyor.
  • An extension will cost extra per day unfortunately.Maalesef uzatma günde ekstra ücret getirecek.
collision /kəˈlɪʒən/ kı-LI-jın isim
çarpışma; çatışma
  • There was a slight collision in the parking lot.Otoparkta hafif bir çarpışma oldu.
  • The collision caused significant damage to both vehicles.Çarpışma her iki araçta da önemli hasara neden oldu.